Gelişmiş Arama
Ziyaret
12046
Güncellenme Tarihi: 2010/06/20
Soru Özeti
Hz. Mehdi ile irtibat ve ilişki mümkün mü?
Soru
Hz. Mehdi ile irtibat ve ilişki mümkün mü?
Kısa Cevap

Birbirini tanımayan iki kişi arasında ilişkinin kurulması mümkün değildir İlişkinin meydana gelmesi için en azından iki taraftan birinin diğerini tanıması ve sonuçta ona bağlılık duyması onun mehabetini kalbinde oluşturması ile başlayabilir ve sonra karşılıklı bağ ve dostluk oluşmasına yol açabilir.

Hz. Mehdi ile ilişki konusuna gelince İmam (a.s) bizi iyice tanımakta ve bize lütuf ve inayet etmektedir. Ama bu ilişkinin diğer yanı olan biz eğer o İmam’ı iyice tanırsak İmam’la doğru bir bağ kurabilir ve huzuruna kavuşmak şerefine nail oluruz. Nitekim bir çok alimlerin ve kendini yetiştirmiş iddiasız kişilerin hal tercümeleri buna şahitlik etmektedir.

Başka bir ifade ile Hz. Mehdi ile ilişkiyi iki şekilde tasavvur edebiliriz 1- kalbi bağ ve ilişki kurmak 2- doğrudan İmam’ın görüşüne nail olmak.

Bu iki ilişki türünün her ikisi de mümkün olmasına rağmen ancak ikinci tür ilişki için bir takım şartların oluşması gerekir. Gerçekte kalbi bağ ve bu bağın gereklerini yerine getirmek bizleri İmam’la görüşme liyakatine ulaştırır.

Ayrıntılı Cevap

Uygun cevaba varmak için aşağıdaki noktalara dikkat etmemiz gerekir.

1-     İrtibat sözcüğü bağlılık ve ilişki anlamındadır.[1] Bu kelimeden maksat ikili bağ ve ilişkidir. Buna göre tek taraflı bağlılığa irtibat ve ilişki denilmez

Aynı zamanda birbirini tanımayan iki kişinin birbiriyle ilişki ve bağları mümkün değildir. İlişki en azından iki taraftan birinin diğerini tanıması ve ona ilgi duymasıyla başlayıp iki taraflı ilişkiyle sonuçlanır.

Hz. Mehdi ile ilişki konusuna gelince İmam ilişkinin bir yanı olarak bizi iyice tanımaktadır. Nitekim hadislerde yer aldığına göre Şialarını çok sevmekte ve onların hallerinden haberdardır. Hz. Mehdi (a.s) Şeyh Müfid’e hitaben şöyle demiştir: “Biz sizi gözetmeği ihmal etmeyiz ve sizi unutmayız.” İşte bu tanıma ve lütufun son derecesidir.[2]

Siz kendi dostlarınız arasında hangisinin size karşı bu derce sadakatli olduğunu ve sürekli sizi unutmadığını söyleyebilirsiniz. Buna göre ilişkinin bir yanını oluşturan Hz. Mehdi sürekli dostlarının inayet ve teveccüh etmekte ve onların teveccühlerini beklemektedir.

Bu ilişkinin diğer yanı ise biziz. Kendi İmamını iyice tanımayan bir kimse nasıl imamıyla doğru bir bağ oluşturabilir. Çünkü bağ ve ilişki oluşması için insanın bir kimsenin erdemlerini, güzelliklerini bilmesi gerekir ki ona karşı kalbinde muhabbet uyansın ve kalbi ona meyletsin.

Hz. Mehdi (a.s) gerçek manada bizi sevmekte acaba biz de o İmam’ı gönülden seviyoruz muyuz ki onunla dost olabilelim?

2-     Açıklandığı üzere ilişki ve bağ tanımakla başlar sonra bu kalpte muhabbetin meydana gelmesine sebep olur ve sonuçta arada özel bir dostluk ve ilişkinin oluşmasına zemin hazırlar.

Eğer bir kimse İmam’la kalbi ilişkisini güçlendirebilir ve İmam’ın huzuruna çıkmaya layık olursa mutlaka böyle bir mülakat mümkün olacaktır. Bizler bir çok büyük alim ve kendini yetiştirmiş iddiasız büyük kimselerin hal tercümelerinde onların bu şerefe nail olduklarını okumaktayız. Elbette onlardan bazıları o hazretle mülakat ettiklerinde onun kim olduğunu tanımamış ve sonradan görüştükleri kişinin Hz. Mehdi olduğunu bilmişlerdir. Örneğin Mefatihu’l-Cinan kitabında yer alan Hacı Ali Beğdadı Haci Seyyid Ahmet Reşti’nin vakiaları bunun birer örnekleri sayılır.[3]  [4]

Açıklama: Hz. Mehdi ile ilişki iki türlü tasavvur edilebilir:

1-     Yakında görüşme

2-     Kalbi irtibat

Soru şundan ibrettir bu iki tür ilişki mümkün müdür?

Biz bu iki tür ilişkiyi ayrıca inceleyelim:

A-    İmam’ı görüp tanımaması

Bu tür görüşme rivayetlerde yer aldığına göre herkes için mümkündür ve gerçekleşiyor da. Şeyh Saduk Hz. Mehdi’nin naiplerinden biri aracılığıyla şöyle nakleder: “Hz. Mehdi (a.s) her yıl hac merasimine katılıyor o halkı görüp tanıyor halk onu görüp tanımıyorlar.[5] Buna göre o İmam’ı görmek mümkün olmanın yanı sıra gerçekleşmektedir de. Ancak buna İmam’la irtibat sağlamak denmeyebilir. Konumuzda böyle bir bağ ve ilişki hakkında değildir.

B-    İmam’ı görüp tanıyor.

Yakından görüşmenin mümkün olup olmadığı konusuna gelince bizce bu da mümkündür. Çünkü bunu gerektiren sebep vardır ve bir mani’ ve engel de söz konusu değildir. Yani bir kimse ruhi ve manevi hazırlık yönünden İmam’ın kendisiyle görüşmesine layık olursa İmam’ın onunla görüşmemesine bir gerekçe kalmaz. Elbette bazen maslahat böyle bir görüşmenin olmayışında olabilir ancak bu farzımızın dışındadır. Üstelik büyük alimler Allah’ın velileriinin İmam’ın huzuruna vardıklarını açıklayan yüzlerce kıssa ve öykü nakledilmiştir ki bunların hepsi böyle bir ilişkinin gerçekleştiğine delildir. Bazıları da görüşmelerinden sonra görüştükleri kişinin Hz. Mehdi olduğunu fark etmişlerdir.

Ancak Hz. Mehdi ile görüşme bununla sınırlı değildir. Gerçi bu tür irtibat ve görüşmeye nail olmak çok değerlidir ancak bu herkese nasip olmaz bu yüzden önemli olan İmam’la ruhi bağ ve kalbi ilişkiyi güçlendirmek ve gaybet döneminde onun emirlerine itaat etmektir.

2 Kalbi irtibat; Yani bir kimse yakından İmam’ın huzuruna varmak şerefine nail olmasa da kalp ve ruhuyla İmam’la bağ ve ilişkisini güçlendirmesi.

Böyle bir bağ mümkündür ve delili de şundan ibarettir. Ehl-i Beyt İmamları kendilerinin Allah’ın izni ve iradesiyle dostlarının onlara gönderdiği selamı duyduklarını ve onlara arzuhallerini bildirdiklerinde haberdar olduklarını ve genelde dostlarının durumlarından haberdar kılındıklarını açıklamışlardır. Nitekim İmam’ların mezarlarını ziyaret etmede okunan dualarda birinde şöyle geçiyor: `Senin benim sözlerimi duyduğuna ve buradaki duruşumu gördüğüne şehadet ederim.`[6] Bir çok hadislerde bu konuyu teyit etmektedir. Örneğin Uveys Karani olayında onun Peygamber’e çok muhabbet duyduğunu okuyoruz, o hiçbir zaman Peygameber’i görmeğe muvaffak olmadı. Ancak Peygamber onun kendisine olan aşkından haberdardı ve bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Karan bölgesinden cennet kokusu gelmektedir. Ey Uveys! ne kadar da seni görmeği arzuluyorum kim onu görse benim selamımı ona iletsin.” Sonra sözlerine şunları eklemiştir. “O alsa beni görmeyecektir. Benden sonra Hz. Ali’nin askerlerine katılarak Siffin’de savaşacak ve şehit olacaktır.” [7]

Buna göre Allah’ın yeryüzündeki hücceti olan İmam’ların bizim durumumuzdan haberdar olduklarına inanmalıyız. Buna göre bizi her zaman İmam’la ilişki kurup onunla konuşabiliriz.

 

Burada Ayetullah Behcet’in Hz. Mehdi ile yakından mülakat şerefine nail olmak için bazı tavsiyelerine yer verelim:

Hz. Mehdi (a.s) ile mülakat şerefine nail olmayı düşünen kimselerin soruları hakkında şöyle demiştir: “Çok salavat gönderin ve bu salavatları o Hazret’e hediye edin salavatların sonunda da zuhuru için duayı ekleyin (“Allahmu sallı ala Muhammed ve alı Muhammed ve accil ferecehum” şeklinde salavat getirin)  ve Cemkeran Camiine çok gidip o camide tavsiye edilen özel namazları kılın.[8]

Yine diğer bir yerde şöyle demektedir: Allah’la ilişkinin yolları Allah ve Zamanın İmam’ına itaattir. Bunun teşhisi ise kendi amellerini şeriatın defteri olan doğru risale-i ameliyelerle tatbik etmektir.[9] Yine Ehl-i Beyt’le özellikle Hz. Mehdi ile ilişkimizi nasıl güçlendirelim sorusuna karşılık şöyle demiştir: “Allah’ı tanıdıktan sonra onu itaat etmek, Ona ve Onun sevdiği kimselere muhabbetimizin artmasına sebep olur. Allah’ın sevdiği kimseler Peygamberler ve velilerden ibarettirler, bunların içinde Allah’a en sevimli olanlar Muhammed ve onun soyundan olan Ehl-i Beyt’idir. Ehl-i Beyt içinde bize en yakın olanı Hz. Sahibu’l-Emr Mehdi’dir.[10]

İmam Zaman Hz. Mehdi ile ilişkiyi güçlendirmek için zikredilen yollardan bazıları şöyledir:

1-     Hz. Mehdi’nin sağlığı için okunan duayı devamlı tekrarlamak (Allahumme kun liveliyyike’l hucceti’bni’l Hasan… )[11]

2-     Aht duasını okumak[12] İmam Cafer Sadik, kim bu duayı kırk gün okursa Hz. Mehdi’nin yarenlerinden olur diye buyurmuştur.

3-     Al-i Yasın ziyaret duasını[13] okumak. Bu dua Mefatihu’l-Cinan kitabında nakledilmiştir. Hz. Mehdi: “Kim bize yönelmek isterse bu ziyertnameyi okusun diye buyurmuştur.

4-     Camia Kebire ziyeretnamesini okumak. Bu da Mefatihu’l-Cinan’da mevcuttur.[14]

Buna göre Hz. Mehdi ile ilişki kurmak mümkündür. İsteyerek ve çaba göstererek kalbi irtibatı güçlendirmek mümkün olduğu gibi Allah’a kulluk konusunda son derece faaliyet, günahlardan kesin bir şekilde uzak durmak, sürekli kalbi kötü niyetlerden, maddi arzulardan ve boş düşüncelerden arındırmak ve kalbi Allah’ın yadıyla diriltmek sayesinde bizzat o İmam’la yakından görüşmek şerefine de nail olmak mümkündür. Hatta kişi bir makama erişebilir ki İmam lütfederek onun ziyaretine gelir. Elbette şuna dikkat etmek gerekir ki eğer bir insan büyük çabasına rağmen bütün bu aşamalara erişmesiyle birlikte yine mülakata muvaffak olmazsa ümitsizliğe kapılmamalıdır. Sürekli kendindeki hazırlığı güçlendirmelidir. Şunu da nazara almak gerekir ki bazen insanda gerekli hazırlık ve liyakat olur ama bir takım maslahatlardan dolayı böyle bir görüşme ona müyesser olmaz.

3-     Burada şöyle bir soru karşımıza çıkabilir ki bazı rivayetlerde yer aldığına göre “gaybet döneminde görüşmeği iddia edenler yalancıdırlar.” denilmiştir. Bunun cevabı ise şöyledir:

Evet, bazı hadislerde yer aldığına göre kim “Sufyani huruc etmeden (başkaldırmadan) ve gökten gelecek ses duyulmadan[15] İmam’la görüşmeyi iddia ederse o yalancıdır.[16] denilmiştir. Ancak büyük alimler bu hadislerden maksadın görüşme iddia edip kendisinin “dört özel naipler”de[17] olduğu gibi İmam’la halk arasında bir aracı olduğunu iddia etmesidir. Her halükarda bu rivayet İmam’la görüşmenin mümkün olmadığına değil böyle bir görüşmeyi iddia eden (bu iddia sayesinde insanların ilgisini kendisi üzerinde toplayan) kimsenin yalanlanmasını bildirmektedir. Biz Hz. Mehdi ile görüşme şerefine nail olmuş bütün büyüklerin hal tercümelerinde şu noktayı görmekteyiz ki, onlar asla böyle bir görüşmeyi genel tarafında bilinecek, dikkatleri kendilerine yöneltecek veya kendi çıkarları yönünde kullanmaya elverişli olacak şekilde iddia etmemişlerdir. Onların İmam’la görüştükleri genelde ölümlerinde sonra halk tarafından bilinmiştir. Elbette böyle bir makama erişmek ve bu derece engin ve güçlü bir ruha sahip olmak için kişinin çok çaba göstermesi ve nefsini arındırması gerekmektedir.

4. Son olarak hatırlatılması gereken nokta şu ki önemli olan Hz. Mehdi ile ilişkinin o İmam’a bağlı kimselerin hayatındaki rolüne dikkat etmektir. Kuşkusuz insan ruhi ve ahlaki yönden doruk noktada olan birisiyle ilişkisi olduğunda kendisinin de ahlak ve iman yönünden ona benzetmeye ve onu kendisine örnek edinmeye çalışır. Bu psikolojik bir ilkedir, çünkü her kes kendisine bir örnek seçer ve hayatında ona göre düzenlemeler yapar. Bu yüzden Hz. Mehdi ile ilişkisi olmak isteyen bir genç doğal olarak o İmam’ın sevdiği işleri yapmaya çalışır, bu da sürekli onun hayatında manevi yönden ilerlemesine sebep olur. Böylece bu ilişki kişi için hareket ettirici bir saik sayılır. Bir genç Hz. Mehdi’nin dostları hakkındaki bunca lutüf, muhabbet ve ilgisinden haberdar olursa mutlaka kendi kalbinde İmam’a bağ ve muhabbet hisseder ve sürekli İmam’ı anar. Elbette bu etki kişinin İmam’la yakından görüşmesine bağlı değildir, bütün insanlar o İmam’ın özelliklerini ve siretini okuyarak o İmam’ı kendileri için örnek kılabilir ve kendilerini İmam’a yakınlaştırabilirler.

Masumların yani yeryüzünde Allah’ın hüccetlerinin ruh kapasiteleri o derece yüksektir ki her kim onlarla kalbi ilişki kurmak isterse onlar da ona teveccüh eder. Nitekim İmamların mezarlarını ziyaret ederken şöyle diyoruz:

`Senin benim sözlerimi duyduğuna ve buradaki duruşumu gördüğüne şehadet ederim.` [18]

Buna göre biz İmam’ı yakından görmek ve görüşmekle -böyle bir görüşme kişi için büyük bir saadet olsa bile- yükümlü değiliz. Biz o İmam’ı tanımak ve onun emirleri doğrultusunda hareket emekle yükümlüyüz. Buna göre eğer bir kimse çabalarına rağmen İmam’ı görmezse bu İmam’ın ona lutüf ve inayetinin az olduğunu göstermez.



[1] El-Müncid, c. 1, s. 540

[2]Şeyh Saduk, El-İhticac, c. 2 s. 497

[3] Biharu’l-Envar, c. 52 Bab 18 Kitabu’l-Gaybe

[4] Munteha’l-Amal c. 2, Bab, 14 Bölüm, 5

[5] ان صاحب هذا الامر یحضر الموسم کل سنة یری الناس و یعرفهم و یرونه و لا یعرفونه . Menlayehzaruhu al-fakıh c. 2 s. 520

[6] Biharu’l-Envar, c. 97, s. 375 Bab 5 Hadis 9

[7] Biharu’l-Envar c. 42, s. 155, Bab 124, Hadis 22

[8] Seyid Mehdi Sai Bi Suyi Mahbub, İntizarat-i Şafak, Kum, 3. Baskı 1381 s. 59

[9] Ade s. 61

[10] Ade

[11] El-Kafi c. 4 s. 162 Babu ed-Dua fi’laşr avahir Hadis 4

[12] Biharu’l-Envar, c. 53 s. 95 Bab 29 Hadis 11

[13] Biharu’l-Anvar, c. 99, s. 81, bab 7, Hadis 1

[14] Menlayehzeruhu el-Fakih, c. 2 s. 609 Hadis 3213

[15] Bu iki şey zuhur alametlerindendirler.

[16] Biharu’l-Anvar, c. 52, s. 151, bab 23, Hadis 1

[17] Meclisi Bihar’da bu hadisi naklettikten sonra bu konuyu İkmalud’din kitabından aktarır.

[18] Biharu’l-Envar c. 97 s. 375 Bab 5 Hadis 9

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Bir malın humusu verildikten sonra ona yeniden humus vacip olur mu?
    5411 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/04/07
    Bilindiği üzere humus, füru-u dinden olup İslam’ın önemli farzlarından biridir ve ibadet sayılmaktadır. Bu yüzden kurbet kastıyla (Allah’ın emrini yerine getirmek niyetiyle) yerine getirilmelidir.Mal ve sermayeye humus geldiğinde bir kere humusları verilirse üzerinden uzun yıllar geçse de ona artık humus gelmez. Ama mal ...
  • Kur’an’da gelen ‘Sadugatihinne ve ‘Ucurehunne’ neyin hakkındadır?
    6206 Tefsir 2012/02/22
    ‘Sadugatihinne’[1] daimi evlilik hakkındadır ve mehir için ‘Sıdak’ denmiştir.[2] Bu kelimenin geçtiği ayet, kadınların kesin haklarının birinden bahsetmekte ve koca, karısı bağışlamadığı sürece[3] karısının mehrini ödemesi ...
  • Hz Ali’nin kendi hilafeti döneminde omzunda kırbaç taşıyarak sokak ve çarşıda hareket ettiği ve suçluları cezalandırdığına dair nakledilen hadis doğru mudur?
    6452 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Hz Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (Allah ömrünü uzatsın) Bürosu: Bu içerikte nakledilen rivayet sadece Hz Ali’nin Küfe’de bulunduğu, çarşıda gezdiği ve halkın tavsiyeleri ciddiye alması için yanında belirtilen kırbacı yanında taşımasıyla ilgilidir. Hz. Ayetullah Uzma Safi Gülpeygani’nin (Allah ömrünü uzatsın) Bürosu:
  • Ehl-i beyt’i neden birkaç kişide sınırlıyorsunuz?
    6841 Eski Kelam İlmi 2008/02/18
    Ehl-i Beyt’in on dört masumlarda sınırlandırılması, beşeri bir sınırlandırma değildir. Tathir ayetinden ve Peygamber (s.a.a.)’den gelen rivayetlerden anlaşılan bir sınırlamadır.Bu iddianın ispatlanması için birçok rivayet delil olarak getirilebilir.1) Kuran-ı Kerim, Peygamber (s.a.a)’e Arapça olarak indirilen ilahi bir kelamdır. Allah’ın ...
  • Eğer taklit mercileri zamanın imamı (a.s) tarafından seçiliyorsa müçtehit ve veliyy-i fakihi tanıtan diğer kaynakların rolü nedir?
    5068 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Dikkatleriniz için teşekkür ederiz. 1393. sorunun yanıtında işaret ettiğimiz gibi İmam belirgin bir şahsı hâkimiyete atamamış, sadece fakihleri genel bir şekilde atamıştır. Bundan dolayı zamanın imamı (a.s) tarafından mercilerin seçilme ve teyit edilmesinden kasıt, özel bir şahsın seçilmesi ve teyit edilmesi değildir. Sadece masum (a.s) ...
  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    6900 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Dört seçkin kadın ve babalarının ismi nedir?
    19865 تاريخ بزرگان 2010/05/19
    İnsanlık tarihi boyunca tevhid yolunda ve ilahi hedefler uğruna büyük fedakârlıklar gösteren Evliya ve Salihlerin içinde kadınlarda vardır. Onların namı insanlığın karanlık tarihinde parlamaktadır. İslami rivayet ve kaynaklarda büyüklük, fazilet ve yüce makamlarından ötürü en üstün kadınlar ve cennet kadınlarının en üstünleri olarak yad edilen, yücelikle övülen ...
  • Babam şehid olmuştur ve ben o dönemde ergin değildim ve onun ne kadar namaz kazası olduğunu bilmiyorum. Yükümlülüğüm nedir?
    5088 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Büyük taklit mercilerinin görüşüne göre, eğer babanın kazası varsa, onun vefat etmesinden sonra en büyük oğlunun kaza namazlarını yerine getirmesi farzdır. Babanın vefat ettiği zamanda oğlun ergin olup olmaması bir şeyi değiştirmez.[1] Eğer oğul kaza namazlarının sayısını bilmiyorsa, kesin ...
  • Bütün amellerimizi nasıl halis niyetle yerine getirebiliriz?
    10593 Teorik Ahlak 2009/12/20
    İhlâs; yapılan her işte ve kullukta asıl hedefin, başkalarının değil de Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmak için olmasıdır. Bunun için öncelikle ihlâsa mani olan şeyleri yani; riyakârlığı, dünyaya bağlılığı ve şeytanın vesveselerini ortadan kaldırmak gerekmektedir. Sonra imanı güçlendirme, Allah-u Teâlâ’yı tanıma, ihlâsın değeri ...
  • Mecbur kalınca günah işlemenin hükmü nedir?
    8733 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/03/07
    Dini öğretilere göre şer’i sorumluluklar insanın ihtiyar ve özgür iradesine bağlıdır; yani insan özgür iradesiyle güzel bir ameli yaparsa mükafatı hakkeder. Dolayısıyla şia fıkhında sorumluluğun kaldırıldığı yerlerden biri mecburiyettir. Müslüman biri haram müzik dinlemek gibi özgür iradesiyle yapmayacağı bir ameli mecburiyetten dolayı yaparsa burada ...

En Çok Okunanlar